Flamenko Tarihi

 

 

Flamenko sanatı, tarihsel gelişimiyle iki asırlık bir maziye sahip olarak gözükse de, kökeni yedi yüzlü yıllara kadar dayanmaktadır. Bunun nedeni, flamenko sanatının ve tarihsel içeriğinin bugünkü şekliyle araştırılmasıdır. Flamenko sözcüğünün ilk olarak nerede ortaya çıktığı hakkındaki bilgiler kesin olarak netlik kazanmamıştır. Flamenkonun ne zaman doğduğu, bağımsız olarak ne şekilde bir müzik türü haline geldiği ve kökeni hakkında çok fazla belirsiz ve şüpheli bilgiler mevcuttur. İspanyol müzikologların flamenko terimine yönelik farklı ifadeleri bulunmaktadır. Flamenko agresiflik, canlılık, müstehzilik ve duyguların haykırırcasına ifade edildiği bir anlatım şeklidir. Flamenko müziği duygusal ve neşeli birçok konuyu içinde barındırır. Flamenko teriminin Flemenkçe’ye uzanan bir bağı olduğu ve özellikle Çingeneler ve Arapların içinde yoğurularak ( Flamenko ) haline geldiğidir. Tarihsel teorilere baktığımız zaman ( Flamenko ) kelimesinin Endülüs bölgesinde şekillendiği de kaçınılmaz bir gerçektir.

 

Flamenko teriminin, mevcut olan birçok varsayıma rağmen hala tam olarak nerden çıktığı tespit edilememiştir. Çoğu kaynaklarda, Flamenko teriminin anlamı somut olarak belirtilmemiştir. Flamenko terimi, genellikle müziği genel olarak ifade eden bir kavram olarak düşünülmektedir. Flamenko kelimesi, Güney İspanya’nın bazı halk şarkılarına verilen ad olarak ifade edilmektedir. Bunlar, Endülüs’ün bazı kısımlarında yaşayan İspanyolların ve orada Flemenkli adıyla bilinen Çingenelerin eseridir. Bu şarkıların birçoğunun bestesi dans müziğidir.(1)

 

Ricardo Molina çoğu Arapçadan gelen, Flamenko kelimesinin temeli oldukları varsayılan bu tip kelimelerin bazılarını şöyle sıralar : Felag – Mengu (göçebe-göçmen çiftçiler), felaicum ya da felahmen ikum (çiftçi) ve felagenkum ya da flahencou ( Alpujarra bölgesindeki Arap şarkıları ) anlamındadır.(2)

 

Flamenko terimi bazı kaynaklarda ( fellah minküm ) olarak ifade edilirken yine flamenkoya dair bazı kaynaklarda flamenko kelimesi ( felah manju )olarak karşımıza çıkmaktadır. Muhtemelen bu iki terim, anlam olarak birbirine çok yakındır.

Jason Webster’in ( Flamenkonun İzinde ) adlı kitabında bu terimi şu şekilde açıklamaktadır;

Flamenko’nun sözcük kökenini kimse bilmiyor. Bazıları bunun İspanyol Yahudilerinin, Flandre’ye göç eden akrabalarının söylemelerine izin verilen şarkılar için kullandıkları bir sözcük olduğunu söylüyor. Kendilerinin bu şarkıları söylemeleri yasalarla yasaklanmıştı. Arapça versiyonunda Flamenko, felah manju ya da kaçak köylü sözcüğünden gelir.(3)

 

Diğer bir müzikolog Garcia Barriso ise kelimenin Arapça Fellâh (rençper, köylü) ile Mangu (şarkıcı) sözcüklerinin bileşimi olduğunu söylemektedir.(4)

 

İspanyol müzikologların flamenko terimine yönelik farklı ifadeleri bulunmaktadır. Flamenko deyiminin kaynağı da çok çeşitli tarzda açıklanır. Müzikolog Felipe Perdeli, İmparator V. Şarl’ın yanında Flamanlarla İspanya’ya gelişinde orduyu izleyen yağmacı çingenelere İspanyolların alaylı şekilde Flamencos (Flamancılar) adını verdiğini yazar. Madrid Konservatuarı Profesörü M. Garcia Matos, bu ateşli müziğin İspanya’da zeki, canlı anlamına Flamente’den türediğini, bugün bile Külhanbeyi anlamına Flamenco teriminin kullanıldığını öne sürer.

 

İspanya Tarih Akademisi ( Real Academia de la Historia )’nın yayınladığı ( Diccionario de la Lengua Castellana por la Academia Española ) Kastilya İspanyolcası Sözlüğünde, Flamenko sözcüğü şu şekilde açıklanmaktadır;

 

“Flamenko” kelimesi üzerine yapılan teori ve açıklamalar ise; “Someone from Flanders”; Terim olarak flamenco ilk olarak, Flander’lere (Kuzeybatı Avrupa’da yaşayan) benzeyen insanlar için kullanılırdı.(5)

 

(Diccionario de la Lengua Castellana ) sözlüğüne bakılırsa, etimolojik olarak flamenkonun bugünkü haline gelişinde farklı kanıt, yöntem, anlamsal ve ulaştıkları nokta flamenco kelimesinin flemenkçe ile ilişkisidir. Flander’ler, Belçika’nın federal bölgeleri için Flaman Bölgesi, 864’ten 1795’e kadar varlığını sürdüren kontluk için Flandra Kontluğu‘dur. Günümüzdeki Hollanda’nın Zelanda Eyaletinin güney kesimi, Belçika’nın batısında Bat Flandre ve Doğu Flandre Eyaletleri ile Fransa’nın Nord ve Pas-de-Calais departmanlarını içine almaktaydı.

 

İspanya, Flander insanlarını ve konuştukları dili “Flamanca” (Flemish) olarak adlandırdı. Çingeneleri ise asi, başıboş, işe yaramaz ve düzensiz bir yaşama sahip insanlar olarak değerlendirdi ve bu yaşam tarzının Flander ayaklanmasının oluşmasına sebep verdiği gerekçesi ile özellikle Endülüs (Andalusian) bölgesindeki şarkı söyleyen çingeneleri tanımlamak için “Flamanca” (Flemish) kelimesini kullandı. (Flamanco) kelimesinin evrimi içerisinde, Kral Charles’I (1519–1556) döneminde İspanya’ya aynı yıllarda çok fazla (Flamish) ve çingene göç etmişti. Yine aynı tanımlama yanlış kullanımıyla bu insanlar içinde kullanıldı. Mevcut ismin buradan geldiğine dayandıran görüşler ileri sürülmektedir. Flamenko, kelimesi’nin kökenini ise Real Academia de la Historia, Flander bölgesinden geldiğini belirterek teoriyi destekler niteliktedir.

 

İngiltere’nin ünlü caz müzisyenlerinden olan ve özellikle doğaçlama yönü ile tanınan Derek Bailey, flamenko müziğini teorik yönden etkileyecek önemli araştırmalarda bulunmuştur. Bu araştırmalar, flamenko müziğinin kökeni ve bu müziğin birçok yönünü de kapsamaktadır. Derek Bailey’e göre;

 

Hint müziğindeki, çoğunlukla çelişkili ve bulanık da olsa, belgesel malzeme bolluğuna karşın flamenko hakkında, güvenilir olsun olmasın, hiçbir belge yoktur. İspanyol danslarına ait bazı kısa belgeler varsa da, başta ona eşlik eden, sonra tamamen kendine yeterli bir janra dönüşen müzik çok az anlatılır. Bu yüzden benim de edindiğim bilgilerin çoğu flamenko çalan müzisyenlerden geliyor.(6) Flamenko terimi ile ilgili farklı tanımlara rastlamaktayız. Bu tanımlardan yola çıkarak, İspanya’da yaşamış birçok toplumun flamenko terimini etkilediği görülmektedir.


Flamenko’nun Kökeni
Flamenkonun ilk olarak nerde ortaya çıktığına dair yoğun araştırmalar yapılsa da flamenkonun nasıl meydana geldiği konusunda ortak bir karar varılamamıştır. İspanya coğrafyası Araplar, Berberiler, Çingeneler ve Yahudiler gibi birçok toplum ile yoğun bir kültürel etkileşim sürecine tanık olmuştur. Arap ve Berberilerin İspanya’da ki hakimiyetleri neticesinde, Türk ve Arap musikilerini en can alıcı tınılarıyla hissetmemize sebebiyet veren flamenko sanatı, birçok ulusal müzik değerlerini, kendi kültür ve sanat anlayışı ile birleştirebilmiştir.

 

Besteci Manuel de Falla ise Arapların 711 yılındaki Endülüs fethini, İspanyol kilisesinin Bizans ayinlerinden ödünç aldığı ilahileri, Çingenelerin gelirken beraberlerinde getirdikleri çeyrek sesli Hint şarkılarının etkilerini flamenkonun gelişiminde büyük etki göstermiştir.(7)

 

Bu sentezin çingene kültürü ile etkileşimi, flamenko sanatına ayrı bir anlayış getirerek, birçok tekniksel gelişimin de ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Ezgi ve ritim kalıplarını kazandıran flamenko sanatı, bu yenilikleri kendi üslubu ekseninde yönlendirerek, en olgun hale getirmiştir. Bir anlamda da, flamenko müziğin birçok halk kültürünü temsil etmesi, bu oluşumu etkileyen en önemli faktör olarak kabul edilmiştir.

 

Flamenko sanatçısı Juan Martin bu konuya şöyle yaklaşmaktadır ; Flamenko, falur insanların arasında doğdu; bu yüzden ortaya çıkışıyla ilgili yazılı belgeler çok azdır. 19.yüzyılın dördüncü çeyreğinden öncesiyle ilgili sınırlı bilgiye sahibiz. Cante’ye ilk sesini ( gitanos )’un verdiği duymuşsunuzdur. Cante Gitano: 15. yüzyılda göç eden Çingeneler tarafından geliştirilen müzikal formlardır. Çingeneler; Soleares, Fandangos,Alegrias,Seguiriyas, Tangos ve Bulerias gibi Cante’lerle tanımışlardır.(8)

 

Flamenko müziği, değişik unsurların büyük bir karışımıdır. Bu karışımın en önemlisi de, “oriental background”dur. İspanya doğuya ait değil ama, yüzyıllar boyunca doğu kültürünün etkisi altında kalmış. Endülüs kültüründe pekçok ortak özellikler bulunmakta, ruh ve aklın ortaya koyduğu her faaliyette; mimaride, müzikte, felsefede farklı şekillerde de olsa bunlar birbirine karışmıştır. Flamenko, Endülüs’ün sıradan insanlarından kaynaklanmıştır. 16, 17, 18 ve hatta 19. yüzyıllara varıncaya kadar, çok zor şartlarda yaşayan insanlardan.

 

Bu kültürlerin farklı geçmişlerine ve birikimlerine rağmen buradaki insanlar, sosyal şartları ya da sosyal şartlar için hissettiklerini, bir anlamda da kendilerini bu çeşit hayat tarzıyla, bu çeşit müzikle ifade ediyorlardı. Ki, bu da flamenkodur. Flamenkonun kökenlerinin açıklanabilmesi kolay iş değildir. İnsanların yaşadıkları bu zor sosyal şartlar, baskılar, talihsizlikler, Müslüman Araplar’ın, çingenelerin İspanya’dan sürülmesi ve ayrıcalıklı tutum ve davranışlar; işte tüm bu tarihi ve sosyal şartların karışımı, güçlü bir şekilde insanların ifadelerinde, heyecanlarında göze çarpar. Bütün bunlar, flamenkonun kökleridir. Bu müzik, insanların en temel ve en gerçek duygularını, heyecanlarını ele alır.(9)

 

Flamenko ve Endülüs

İshak el-Musuli ve İbrahim El-Mehdi, bu dönem Arap Müziği’nin ilk büyük kuramcı ve bestecileridir. Bağdat, bu dönemde bir kültür ve sanat merkezi olarak en parlak çağını yaşamıştır. Ishak el-Musuli’nin öğrencisi ve Endülüs Müzik Okulu’nu kuran Ziryab (Al İbn Nafaa) hocasıyla olan bir anlaşmazlık nedeniyle Irak’ı terk etmiş ve Endülüs’ün Kurtuba (Cordoba) şehrine yerleşmiştir. Kurtuba’ya vardığında Halife Abdurrahman İbn Al-Hakan (822-852) tarafından karşılanmış ve kendisine bütün olanaklar sağlanarak, Cordoba (Kurtuba), Toledo (Tuleytula), Valencia (Belensiye), Sevilla (İşbiliye) ve Granada (Gırnata) gi¬bi şehirlerde Endülüs musikisinin konservatuvarları sayılabilecek İslam alemi’nin ilk müzik konservatuvarlarını kurmuştur.(10)

 

 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ziryab’ın kültürel bir mirası İspanya’da yüzyıllardır izlerini taşımaktadır. Cafe Flamenco – Sevilla

Musiki sahasındaki geniş çalışma ve kabiliyetleriyle 777-852 yılları arasında yaşamış Ziryab Ebu’l-Hasen Ali b. Nafi adlı Endülüs’lü bir musikişinasın lakabıyla lakablanmış ve Ziryab Müzik Topluluğu’nu kurmuştur. Ziryab Tunus’un başkenti Kayruvan’da, Tunus Müziği’ni incelemiş ve sonradan İspanyol Müziğiyle tanışmıştır. Endülüs’te bulunduğu dönemlerde doğudan edindiği müzik geleneğini batıya taşımış ve dönemin ünlü bestecilerinden biri olmuştur. Endülüs müslümanları, çalgı ve musikinin İspanya hristiyanları arasında yayılmasında büyük rol oynamışlardır. Endülüs saray ve konaklarında şiire, çalgı ve musikiye yer verilir, bu konuda yetenekli Hristiyan cariyeler özel eğitimle yetiştirilirlerdi. Bağdat ve Medine gibi doğu İslam dünyası merkezlerindende Endülüs’e musikinaslar getirilirdi. Bağdatta yetişen ünlü musikinaş Ziryab bunlardandır. Ziryab Endülüs musikisi giyim ve hayat tarzı üzerinde çok büyük etkisi söz konusudur.(11)

Flamenko müziğin, nasıl ve neden İspanya’da ortaya çıktığını ve bu kadar farklı türdeki kültürlerin nasıl bir araya geldiğini anlayabilmek için, Çingenelerin ve Arapların Endülüs’teki yaşamlarına göz atılması gerekir. Bu bölgelerde sergilemiş oldukları toplumsal ve karakteristik özelliklerin, flamenko sanatında varolan birçok formsal biçimlere yansıdığı düşünülmektedir. İspanyol halk müziğinin öteki Avrupa ülkeleri müziğinden farklı özellikleri vardır. Bunun başlıca nedeni 8–15. yüzyıllar arasındaki Arap işgalinin İspanyol müziği üzerinde bıraktığı “Doğu Müziği” etkileridir. Arap etkisinin sürdüğü 700 yıl boyunca, Ortadoğu’nun makamsal ve ritmik sistemleri, telli ve vurmalı çalgıları, İspanya’ kalıcı biçimde yerleşmiştir.(12)

Endülüs’e has zecel ve müveşşah türündeki şiirlerin, Kastilya halk şiirinde yeni yıl ilahilerinde kullanılan“villancico” denilen türün doğuşunu sağladığı, aynı şekilde Fransa’da XII. yüzyıl halk şairlerinin (troubadour) balad’annda yine zecelleri örnek aldıkları bilinen bir husustur. Endülüslülerin besteleyip söyledikleri şarkılar hıristiyan İspanya’da da kabul görüyordu. Aragon ve Kastilya-Leon krallarının saraylarında müslüman müzisyenler bulunmaktaydı. Kastilya-Leon Kralı X. Alfonso’nun Las cantigas de Santa Maria adlı eserindeki şarkıların bestelerinin Endülüs musikisine dayandığı is-patlanmıştır. Endülüs musikisinin izlerini bugünkü İspanyol müziğinde de görmek mümkündür. Öte yandan Avrupa’da 1190’lı yıllarda ortaya çıkan “Frankonian” adlı notalandırma usulünün mucidi olarak Kölnlü Franko kabul edilirken yapılan araştırmalar, İslâm musikisinin ondan 400 yıl önce nota usulü üzerine oturtulduğunu ve Endülüs’te Xll-Xlll. yüzyıllarda müslüman musikişinaslarının Latince’ye çevrilen eserlerinde bu usulün kullanıldığını ortaya koymuştur.(13)

 

Ünlü flamenko üstadı Paco Pena, flamenko müziği ve Arap toplumuna yönelik önemli görüşlerde bulunmuştur. Paco Peña ; “Flamenko’nun tarih ve geleneğinde ve özünde Doğu’ya ait etkilerin çok fazla olduğunu itiraf eder. Ve Paco Peña’ya göre Flamenko, Cordoba’da doğmuştur. Ona göre bu etkiler de, özellikle Cordoba (Kurtuba)’da yüzyıllar boyunca yaşamış Müslüman Arapların etkileridir. Tabii olarak da İslam kültür ve geleneğinin, İslam müziğinin derin etkileridir bunlar Türk müziği ile Flamenko arasında bir ilişkiden söz edilmese bile, İspanya’da yaşayan insanlar, tarihte paylaşmış oldukları coğrafya ve kültürden dolayı, Arap müziğine özel bir his beslemektedirler.”(14)

Bölgeye hakim trajik-anarşist hayat görüşünden ayrı düşünülemeyen Endülüs’ün zengin müzikal ve şiirsel mirası, flamenkonun gelişiminde büyük rol oynadı. Flamenko sanatının temelleri, birçok tarihsel veriden de anlaşılacağı gibi Endülüs bölgesinde atılmıştır. Bu süreç ile birlikte, birçok toplum ve özellikle de Araplar, Endülüs topraklarında sayılamayacak kadar kültürel miras bırakmışlardır. Rahatlıkla söylenebilir ki, Flamenko sanatının nabzı yüzyıllardır Endülüs’te atmaktadır. Flamenko sanatı potasından Mağrip, Mozarabic, İslam, Yahudi, Hindu, Pers, Bizans ve Yunan ayinleri geçmiş ve Andaluz denilen müzik kültürü alaşımı ortaya çıkmıştır. Daha sonra bu alaşım saf flamenko biçimine dönüşmüştür.

Paco Peña ise bir söyleşisinde Flamenko’nun İslami bağlarını şöyle açıklamaktadır.

Flamenko, kendine has, eşsiz bir müzik.. Özel bir müzik. İstanbul’da namaz için insanları çağıran müezzinin ezanı ile flamenko müziğin “ana kampani”si (solo söyleme, solo şarkı) arasında çok büyük benzerlik var. İşte bu yüzden şurası veya burası Arap diyemiyorum. Bu o kadar kolay değil. Fakat bezeme, sesi kullanma kesinlikle batılı değil, aksine daha doğulu. Flamenkonun bir felsefesi olduğunu da söyleyebiliriz. Tabii ki, flamenko müziği de üretken bir müziktir. Biz müzik derken sadece duyguları ve heyecanları kastetmiyoruz. Bunun yanında birtakım teknikleri de sözkonusudur.(15)

İspanyol müziğinde yer alan birçok Arapça kökenli isimler, bugün de popülerliğini ve kalıcılığını devam ettirmektedirler. Bugün bile kullanılan Arapça kökenli bu kelimeler, Arap geleneğinin flamenko sanatı üzerinde ki etkinliğini doğrular niteliktedir. Buna benzer merhaleler, Berberi geleneği ile de kendini göstermektedir. İspanyol halk müziği gelişimine büyük oranda Arap etkisi altında devam etti. Onaltıncı yüzyıldaki danslar “chacona”, “zarabanda” ve “fandango”yu kapsıyordu. Araplar, İspanyol müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar. Fevri insanlar olan Araplar, başlarında fanuslar kırar, elbiselerini parçalar ya da yerde yuvarlanırlardı. İspanyol müziği ve Flamenko da önem kazanan çoğu şarkının zambra, zorongo, zarabanda ve fandango gibi Arapça isimleri vardır. Aslında “zamras” terimi o zamanki müzisyenlere ya da bunların çaldıkları toplantılara verilen isimdir; günümüzde halen Kanada’daki çingeneler festivallerine “zambras” demektedirler. Bu müzik daha sonra Endülüslülerin bayramlarını dışarıda kutlarken eğlendiği, çiftlerin veya grupların dans ettiği ve telli sazlara davullarla, kastanalarla, tamburinlerle eşlik eden orkestraların çaldığı festival müziği olacaktı.

Romanların İspanya’ya göçünden 300 yıl kadar sonra müziklerine dair ilk yazılı bilgiler ortaya çıkmıştır. 1774’de José Cadalso, Cartas Marruecas adlı eserinde, özel bir Çingene eğlencesinde duyduğu polodan söz etmektedir.(16) Şarkıcı ve şair Ziryab tarafından İran üzerinden İspanya’ya getirilen, eski Hindistan müzik notasyon sistemi. Halife II. Abdurrahman’ın saltanatı boyunca, şarkı söyleme okulları kurdu ve bunları devam ettirdi.(17)

-Başta Endülüs’te olmak üzere, etkisini 17. yüzyılda kaybeden Mağrıbi şarkı ve dansları;

– 9. yy’dan 15. yüzyıla, Yahudi sinagog şarkıları;


-En önemlileri jarchya’lar ve zamra’lar (ya da zambra’lar) olan Mozarap(18) şarkılarıdır.

Müslüman İspanyollar (Müvelled, Müvelledun)(19) ve diğer hristiyan İspanyollar (Mozaraplar) Endülüs dilini kültürünü öylesine benimsedilerki İspanyolca ile Arapça’nın birleşimi olan “Mozarapça”yı konuşma ve yazı dili olarak kullandılar. İber dillerin gelişimi süresi müslümanlar tarafından hakim olan bölgeler’de konuşulmuş Mozarapça İspayolca “Aljamiado“ Arapçası “El Acemiye” şarkıların güftelerini teşkil eden Endülüs halk dili olarakta kullanıldı.(20)

 

 

Azulmavi, Azulmavi Flamenko, Melis Cangüler, Flamenko Kursu, İstanbul Flamenko Kursu, Flamenko Eğitimi, şişli flamenko, şişli flamenko kursu, istanbul flamenko, flamenco,flamenco dancer, flamenko dans kursu istanbul, dance studio, hint dansı, lindy hop, latin dans, flamenco gitar, endülüs, flamenko ayakkabı, beşiktaş flamenko, mecidiyeköy flamenko kursu, beşiktaş flamenko kursu

                                        BİZE ULAŞIN

19 Mayıs Mahallesi 19 Mayıs Caddesi

Meriç Plaza 12/A  ŞİŞLİ / İSTANBUL

azulflamenko@gmail.com

0090 507 218 31 70 / 0212 211 51 33

Copyright © 2017 All rights reserved by Melis Cangüler  Azulmavi Flamenko Akademi